TAHTABACAK

Kasabaya her gelişinde bizim evde misafir olurdu. Dedemle eski dostlukları varmış.
Korkardım. Bacağının biri tahtadandı.
Oklava, tahta kaşık, katran, gaz yağı satardı.
Tok sesliydi. Gök göktü gözleri. 
Çocukken hep düşünürdüm; bu adamdan daha korkuncu var mıdır, diye?
Düşünürdüm ve neden olmasın derdim.
Ya tahtadan kalbi olanlar da varsa ve göremiyorsak onların tahtadan eklemeli uzuvlarını?
Eklemeli uzuvlarını demesini sonradan öğrendim tabii.

KAYIT DÜŞMEK

-Ağlama be çocuk.
-Ağlamıyorum ki.
-Ağlıyorsun işte; hadi ağlama.
-Ağlamıyorum, olup bitene kayıt düşüyorum
-Düş bakalım kaydını.

AÇIK UÇLU İRONİ

Köpekleşmiş bir ironinin, hinlik dolu olanının ve o yardakçı haliyle sözgelimi kangren olmuş bir bacağı.
İşte o bacağını ironinin hem de açık uçlu ironinin, kesip attılar köpeklerin önüne.
Kimse bunu acayip karşılamadı. Kapalı ironi oldu, sonra seyirlik oldu bu olay.
Sonraları hiç ama hiç üzerinde durulmadı.

SATILIK OTOMOBİL İLANI

‘Okumasını bilene kitap gibi’, yazıyordu satılık otomobil ilanında.
Hiç müşterisi çıkmadı.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir