Bu keskin öteleyişimiz yağmursuz
duracak ince lügat kelimeleri gibi çorak
mevsimin albenisi geçer geçmez
uğursuzluğa sarmaz hiçbir güz
çekilir aramızdan söz perde perde
yaprak sarısına siner kuru dereler
umut tut bahis aç yağmur üstüne

titrek dokun ellerinle ince ince
astığımız gün batımı yalnızlıkları
bilir tül perdeler ardında kalanlar
yastığımız özlem iyi toplanmış sert
bahis aç çünkü durmaz bulutlar
dalgası çarpar zamanın gök gürültülü
çarpar dağılır kum gibi dakika saniye
dağılır ömür her nefes köpük köpük

iyiydin eski zamanlar gibi sevecen
bulutlar renkten renge girmese
gök mavi kalsa kalırdın sen de
ellerin gün ışığı olurdu aydınlık
gözlerin güneş olurdu sıcak
iyiydin mavi kalırdı gök büyümesen

şimdi azalır hayalin ağaçlar gibi
kararır şehirler lanetli beton surlar
aklımda gölgesi düşen yaprakların
duyardım gözünle yeşerirdi eskiden
duyardım şiir gibi açılırdı geceyle gün
az nefes alınırdı kızarırdı doğu batı
şimdi hisse düşmez azalır ağaçlar
azalır gam bunsuz çorak gönüller
yeşil tükenir çölleşir o şehir bu şiir

kayıklara yorgun unutulmuş liman
hani kıyılara yorgun dalgalar gibi
aklımızdan rüzgâr geçer üşür düşlerimiz
üşür çünkü çevirir dünyayı soğuk haberler
bugünden çalar kötü eşkıya dün
yarına korkular yayar akla gelmez
gözü sağanak kollar gönlü yoğun sis
sırasıdır bahis aç yağmur üstüne
biraz daha uzasın saçların gibi gün
uzasın dilime değdikçe adın

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir