Dirliksiz ve kurmaca bir gülüşle
Kovuldum. Eksik olmayınız. İyi roller
Verdiniz bana; kıyakçı ve kapıkulu roller…
Kavgalarımı unutacak kadar üstünkörü
Kalakaldım; kala kal…
Aşkla uyanmayan korkunç uyanışlardır
Tabiatın ve nesnelerin kirvesi
Göğe doğru ağlak duvarlar kurmaya başlardı
Ne zaman buğuların ılık ve meneviş kokan
Hazzı değse ayaklarıma
Aylaklıklar edinirdim kendime
Karmaşık huylar, raskolnikofvâri yalnızlıklar
Balçıkla sıvanmayacak kadar aşkla sınanmalar
Şaşkın, el yordamıyla
Ve uykulu işveler şimdi trabzanlarda
Bir çelişkidir, kendimden kaçırdığım
Ulu orta döşümü onarmak isterdi bazı sabahlar
Bense ne yapacağımı bilemezdim; hayretle
Bakmak, ırmaklarıma dökülürdü ya leylim
Kâgir evlerin dostluğuna el uzatırsınız
Nostalji sızılarınız geçince bir paçavra
Edip taşan halklara atarsınız; bir karşılığı
Olacak elbet, geceleyin ölülerinizi sayarsınız
Sayın. Saymakla tükenin ve her şey ha yıkıldı
Ha yıkılacak bir duvara yaslıdır şimdi
Durdukça dünya sanırsınız duracak
Kabartma kayaları koynuna alacak kadar antik
Çoğalmalarınız olacak
Ve geçmişini tüketecek bir isyanla
Bütün sevmeleri bildik diyelim; bütün
Sövüp saymaları koyduk masanın üstüne; replikler
İçgüdüleri acıyan bir köpek gibi
Boynunuza dolanacak
Matemler gömülü yerleriz; bundan böyle
Kendi bedenlerimiz adına güvercinler uçurarak
Korkunç yerlerin anısına ören yerlerimizi sevebiliriz
Melali anlamayan nesle; ah aşinayız ki hinliklerle
Haşim baba; kime sorsanız: “Böyle iyiyiz”
