Ayza, onuncu şiir kitabı Mustafa Ergin Kılıç’ın. Şiire gönül vermenin ötesinde ömür vermiş bir şairle karşı karşıyayız. Şiirine aşina olduğum şairlerdendir Kılıç. İmgeyi ve sözü yormadan şiirler kuran bir şairle karşı karşıyayız. Damıtılmış sözler şairi. Gönlünden geçmeyen hiçbir dize şiirine uğramıyor. Şairliği sanki doğuştan. Öylesine sessiz, öylesine yüzünün rengi sinmiş şiirine.

Kitap için Ayza’nın bir eseri diyebiliriz. Bunun iki sebebi var. Ayza Şiir, Mustafa Ergin Kılıç’ın kızı. Babasına ilham olarak böyle bir eserin vücuda gelmesine vesile olmasıyla ve kitabı birbirinden güzel resimleri ile süslemesiyle bu kitap Ayza’nın bir eseridir.

“bu kalbi
yoğurtlardan ekmeklerden evvel
mayalanan bu kalbi
bir ayza bir şiir yürüt”

Ayza’nın Çizgisi

Şairin çocuk kalbinden dökülen şiirler okuyoruz Ayza’da. Bir babanın sesi var dizelerin arasında. Ardında da onu takip eden bir Ayza.  Dupduru bir iç ses alıp götürüyor bizi. Adım adım büyüyen, dünyayı boyayan, şiir olan, söz olan, kalbe şifa olan bir Ayza.

Mustafa Ergin Kılıç’ın çocuk sesli şiirleriyle de tanışıyoruz Ayza’da. Bu ses Şiir’in babası olan şaire çok yakışmış.

annesinin aynısı
babasının aynası
orası neresi diye sordum
burası kalbim dedi
oraya kadar dayanmışım
oraya kadar gelmişim besbelli

Kitap dört bölümden oluşuyor. Her bölüm kendi içinde yepyeni bir âlem. Şairin coşkusu her bölümde hissediliyor çünkü yol arkadaşı Ayza. “Sığ(ın)ma Odası” bölümü, bir şairin dünya telaşından kendini sakınacağı kendine ait oda özeninde kurulmuş bir sığınak gibi. Şimdi karşımızda derviş bir Ayza var.

benim kızım derviş
şu berber gibi elinde ustura
bir tıraşlayabilsem tüm gördüklerimi!
dizeye dize şiire şiir
karaya kara taşa taş
acıya acı vahaya vaha
dişe diş
yaşadım da seni bitiremedim
dermiş

benim kızım derviş
ve yakut içinde kalp
ve yahut içinde senli bir kalp

Ayza’nın Çizgisi

İki yönlü bir coşku kitabın sonuna kadar devam ediyor. Ayza’nın resimleri babasına eşlik ediyor, şair Ayza’nın elini hiç bırakmıyor. Bir şair için bundan güzel şiir olur mu diye diye okunacak bir kitap olmuş Ayza. Bir müjde gibi gelen, gelip gitmeyen, kalan, kendine yer beğenen, bütün bulutları dağıtan…

Sen gelirken asma yaprağı
bir yüzün filizlenmesine
bir babanın durup durup
çiçek açan kederine

aynı yağmura su içmeye
gidişine küs bulutların

Kitabın son bölümü; öz(e)deyişler; şairin Azya’ya özdeyiş tarzındaki dizelerinden oluşuyor. Karşımızda Ayza var damla damla düşen bir avuca. Çiçek çiçek açan bir bahar gibi.

bir tan yeli bir ten yeli
geldin geleli

bahçeler bağlar kurumuş ama
saksılardan taşıyor kasımpatılar
sardunyalar
bir güvercin geçidi balkonlar
bir cıvıltı yarışı cam önleri

Mustafa Ergin Kılıç’ın yeni şiir kitabı adanmış şiirlerden oluşuyor. Türünün iyi örneği olacak bir eser kazandırmış Kılıç edebiyat dünyamıza. Bir babanın en güzel şiiri olan kızına içli bir şarkı gibi söylediği bu şiirleri şair Ayza diye yazmış ama evrensel bir baba-kız şiiri kazanmış günümüz edebiyatı. İsimler değişir; Ayşe olur, Fatma, Zeynep olur ama bağlılıklar hep aynı kıvamdadır ve kızlar en çok da babalarını sever. Kendimden biliyorum.

Şairin yolu açık olsun. Ayza’nın kalem tutan elleri dünyayı sevgiyle, barışla, dostlukla boyasın.

düz bir çizgi olmadım işte
sensiz kesik kesik çizgiydim hayatta
diyor kızım

“AYZA’NIN GÖNLÜNE DÖKÜLEN ŞİİRLER” için bir yorum

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir