‘Eylül Anıtları’ Yavuz Balı’nın ilk şiir kitabı. Kitap Haziran ayında Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık’tan çıktı. Yavuz Balı 1992 Bursa doğumlu genç bir şair. Şiirlerini Edebiyat Ortamı, Temmuz, Karabatak, Fayrap, Mahalle Mektebi, Şiar, Edebikamet gibi dergilerde yayımladı. Dumanı üstünde olan ‘Eylül Anıtları’nda Balı otuz şiirine yer veriyor. Balı, şiir kitabının önsözünde şair olduğunu iddia etmeyerek bu kitabı yayımladığını dile getiriyor ancak iddialı mısra ve şiirleriyle gelecek için umut vadediyor. Kitap kendisine isim olan ‘Eylül Anıtları’ şiiriyle açıyor sayfalarını.
‘Farkına Varılmayan’ adlı şiiriyle devam ediyor;
“kıymeti sana yönelmekte bulan bir hatırlayış
kalkıp geliverse zihninden gün ortası
ve ilişiverse mütebessim çehrene
dersini talim eden çocuklar
ellerini doğramaz mı kalemleriyle’
mısralarıyla Yusuf’u gören kadınların ellerini kesmelerini hatırlatarak telmih sanatına başvuruyor şair. Balı, şiirlerinde telmih sanatını sıkça işleyen bir şair.
“Bilmesi Gereken Prensibi’ndeki Bilgiler” adlı şiirinin son bölümünde ise;
“keşke limanları dağıtacak kadar güçlü bir sesim olsaydı
arkanızda düşman gibi bir deniz
önünüzde deniz gibi bir düşman var diyebileceğim
bir ordum sonra” diyerek Emevi Komutanı Tarık Bin Ziyad’ın 7 bin kişilik orduyla İspanya’ya çıkar çıkmaz gemileri yakıp söylediği tarihi sözleri hatırlatıyor.
Yine ‘Çaba’ isimli başka bir şiirinde Balı;
‘Rabbim taşınacak suyun menzilinin bilgisi
Ve kırılacak oduna lazım gelen kuvvetle donat beni’ diyerek İsmet Özel’in o meşhur şiiri ‘Münacaat’ şiirinde geçen şu mısraları hatırlatıyor;
‘Şimdi tekrar ne yapsam dedirtme bana Yarabbi
Taşınacak suyu göster, kırılacak odunu
Kaldı bu silinmez yaşamak suçu üzerimde
Bileyim hangi suyun sakasıyım Ya Rabbelalemin
Tütmesi gereken ocak nerde?”
Balı şiirinde; ‘Kalbim kan yerine melal pompalıyor tüm vücuduma’ diyor. Ve şiirlerinde bu melali hep görüyoruz. Bir hüzün var tüm şiirlerinde, sebepsiz bir hüzün belki. Ancak dikkatli bir okur hüznün sebebini hemencecik bulabiliyor. Şairin hüznü öz vatanından ayrıldığı içindir, dünya hayatına alışamamış bir insanın hüznüdür.
‘Şehrin Zihnindeki Ben’ isimli şiirde şöyle diyor şair;
‘Çocukların annelerini kaybedip bir an
Sonra buldukları anki sevinçlerine benzerdi
Senin gelip beni sevindirmen
Seni bulsam buralarda
Kalubeladaki ayrılışımızın hüznü dinerdi’
Balı, derdi olan ve şiirlerinde bunu yansıtan bir şair.
‘Yol Yorgunu’ adlı şiirinde;
‘Dünya geçti gözlerimin önünden cennet değil
Bu kırışıklar, çökükler oluşmazdı yoksa’ der.
‘Yer’ adlı şiirde ise;
‘Hayat, ölmek için gelinen bir kaos yeridir’ diyerek son noktayı koyar. Her şiirine azar azar katılmış olan hüzün şairin iç dünyasını yansıtmaktadır. Dünyaya alışamamış bir şairin gözünden kendi sözleriyle dile getirdiği viran bahçesine misafir oluyoruz bu kitapta.
Balı, değindiğimiz gibi derdi olan bir şiir yazıyor. Duyarlılığını gözler önüne serdiği ‘Komşu’ adlı şiirini Gazze sınırında yaralılara ilk yardımı ulaştırırken şehit edilen Rezzan hemşireye ithaf ediyor. Şöyle diyor şiirde;
‘ Melekler dedim
Beyaz rengin ebedi savunucuları
Sense onlardan üstün olan bir makamda beyazlarınla’
Hakiki şiire ulaşma çabasında kendisiyle mücadele ediyor Balı. Çabalıyor sürekli. Sürgün edildiği cennete kavuşmak için yazıyor adeta şiirini. ‘Ulak’ şiirinde;
‘Gaflet değişmez
Her Cuma bir kulağından girip
Ötekinden çıkan nasihatleri
İcraatıyla değil
Sükutuyla tebellüğ eden için’ diyerek nefse söz geçirmenin zorluklarını dile getiriyor.
‘Yer’ adlı şiirde de;
‘Cumalar hafta sonuna delalet olduğu için mutluluk veriyor’ mısrasıyla eleştirisini dile getiriyor ve aynı şiirde; ‘Hayatının tortularını temizle’ diyerek özeleştirisini yapıyor.
Balı, Müslümanca şiirler yazıyor. Hakikatin peşinde iz sürüyor. Mütevazı bir seslenişle kuruyor şiirini.
Şu dizelerle bitirelim yazıyı;
‘Kıyıları özledim. Bu klişeyi geçelim.
Yosun kokusu neyi hatırlatmalı bize
İdo ve Budo çalkantılı denizin seferberleri
Araya reklam alan şair:
Hayatının tortularını temizle’
