Zemin katta asansörü bekliyordum. Üst katta iki yaramaz çocuğun her zamanki gibi asansörü oyaladıklarını anlamıştım. Kapı açılıp da içeriden gene onlar çıkınca çok kızdım. Kendimi tutamayıp “Hadi biraz çabuk olalım! İşimiz var!” deyip iki yumurcağı da payladım. Belki de ilk defa yapıyordum bunu. Eminim çok şaşırmış ve üzülmüşlerdi. Benden beklemedikleri bir şeydi bu!
Eve gidince düşünmeye başladım. Tuhaf bir şekilde zihnimin bir şey aradığını hissettim. Ama ne olduğunu fark edemedim. Zihnim Google gibi, benzer bir olayı hızla tarıyordu. En sonunda çocukken asansörde azarlandığımı hatırladım. Üstelik yalnız değildik. Teyze oğlum ve ağabeyim de vardı. Üstelik aynen böyle olmuştu. İnmemizi bekleyen bir amca, “Çabuk olun çabuk olun, işimiz var yahuu!” gibi bir cümle ile haşlamıştı bizi.Şu kadar senedir bu azarlanmanın izini içimde taşıyordum. Ve ben de sanki o çocuk ben değilmişim gibi, şimdi çocukları azarlamıştım. Aradan geçen sadece kırk sene idi. Onun dışında her şey aynıydı. Azarlanan çocuk ve azarlayan adam!
Balkonda, oturduğum yerden az önce payladığım yumurcakları görebiliyordum. Onları izlediğimi fark etmişlerdi. Onlara bakarak içimden, ben büyümüşüm çocuklar, diye hayıflandım. Büyümüşüm ben: Bakın sizi azarladım!
Onlar beni duymuşlardı sanki:
Yok amca yok, hiç üzülme, büyümedin, dediler, daha dün bizimle top oynadın!
Büyüdüm büyüdüm: Bakın apartmanın otoparkına çizdiğiniz sek sek çizgilerinin üzerine arabamı koydum!
Büyümedin büyümedin: Bizim üzgün halimizi görünce arabayı başka bir yere çektin!
Büyümüşüm büyümüşüm: Bugün Mayıs’ın ilk günü olduğundan haberim yoktu!
Büyümedin büyümedin: Dün akşam kızlarla sek sek oynadın!
Büyümüşüm büyümüşüm: Bu öykü yazdığım kaçıncı öyküdür, diye hesapladım!
Büyüyemişsin büyümemişsin: Asansörün camına Pepe çıkartmasını sen yapıştırdın!
Büyüdüm büyüdüm: Apartmanın bahçesinde ıhlamur ağaçları olduğunu eşimden öğrendim!
Yok yok amca, sen büyümedin: Araban mahallenin en tuhaf arabası! Sen büyümedin! Bize inan!
Büyüdüydüm, büyümediydim, çocuklarla atıştık uzun uzun. Ellerimi balkon demirine, çenemi de ellerimin üzerine koymuştum. O halimle uyumuşum. Uykumda hâlâ büyüdüğüme hayıflanıyordum.
Birden bütün tartışmayı bitirecek bir şey oldu. Bir ses…
“Küçük Prens’i dokuz kere okudun sen amca, sen nasıl büyürsün?”
O zaman biraz kendime geldim. Moralim düzeldi. “İstersen Küçük Prens hakemimiz olsun.” dediler.
Buna çok sevindim ve o sırada sevinçle kollarımı açmak isteyince uyandım. Aşağıdan bakan iki yumurcak güldüler halime.
“Büyümemişsin amca!” dediler. “Bak, rüyalarında bile Küçük Prens var!”

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir