Sevim Eren: 2002 yılında Fransa, Paris’te doğdu. Sorbon
Üniversitesi Mimarlık Fakültesi mezunu. Paris’te yaşıyor. Modern şiir ve kurgu alanında çalışmalar
yürütüyor. Şiirleiyle sadeimge.com‘da ilk defa yer alıyor. Bu yayınlar sürecek.

Aşk gerçekte var olan mı,
Yoksa her kaybedenin uydurduğu bir masal mı?
Neden her kaybeden kalbine kızgın taş bırakmalı?
Bu yüzden her sevene bir beyaz kefen yazıldı.
Neden her yarının sonunda bir bekleyen kalmalı; kimi görsem darmadağın bırakıldı.

Bir saz otağı, iki kadeh şarap yetmiyor anlatmaya. Neden atamadım bir adım daha hüda neden, hüda
neden? Hangi şairdi ki aşkı güzel bitiren?

Yar taşınır ışıksız sokakta, ölümü yatakta arama kokun sarılmış her yana. Acı bir ilaç gibi al kalbimden
acı pençeni, sen içirdin bana hasret şarabını giderken düşürdün siyah tülü.

Ölüm döşeğinde var azap bitmedi mi, hasret yolculuğun kuru bir yaprak gibi yüreğinde dağıldım.
Gitmemen için dağa taşa, toprağa, suya, yola, geceye, gündüze yalvardım. Sensiz hastayım, söyle yar
ölüm sadece benim mi ilacım?

Gözü yârsız kaldı, kapanmadı yalan dünyada. Aşk bu muydu? Beyaza sarılı bir mezarda rüzgârdan
yapılan siyah bir gemiydi, taşıdılar omuzdan omuza. Geri gel yâr, geri gel; kulak verme seni tutan kara
gölgeye. Bu gece alsınlar ruhumu sadece bir kez uzanayım tenine. Sen acımasızsın, yorgunsun; şimdi
gidemezsin, beni böyle bırakıp şimdi gidemezsin. Geri gel yâr, geri gel!

Arkamdan uzanan bir el bırak toprağa ki yüreğin solsun diyen bir dilde şimdi gidemezsin, beni böyle
bırakıp şimdi gidemezsin. Geri gel yâr geri gel!

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir