Hüseyin Vassâf’a (1872-1929) babasının mürşidi Ahmed Zarifi Efendi (v.1912) tarafından 10 Muharrem’de doğduğundan Hüseyin ismi ve inşallah “Vassaf-ı Muhammedi olur” duasıyla “Vassaf” mahlası verilmiştir. Babası Ürgüplü Osman Efendi olduğundan “Osmanzâde” diye künye almıştır.

Vassâf Karamehmet Paşa, Ağa Yokuşu, İdadi mekteplerinde, daha sonra Yusuf Paşa’daki Medreseyi Hayriye’de okumuştur. Bunları müteakip Mektebi Osmaniyi, Aksaray Valide Rüştiye’sini ve Mektebi Mülkiye İdadisi’ni tamamlamıştır. Babasının vefatıyla geçim sıkıntısı hâsıl olunca Rüsumat (Gümrük) Emaneti evrak kaleminde çalışmaya başlamıştır. Rüsumat (Gümrük) teşkilatında 32 sene çalışmış, İstanbul Rüsumat Başmüdürlüğüne terfi etmiş, iki yıl da bu vazifeyi ifa ettikten sonra 50 yaşında emekliliğini istemiş, ısrarları üzerine bu talebi kabul edilmiş, dağdağa-i hayat-ı memuriyetten kurtulmuştur. Kalan 7 yıllık hayatını tasavvuf ve ilimle geçirmiştir.

“Bir devrin kapanıp yeni bir devrin başladığı bir dönemde yaşayan Vassâf, dönemin aydınlarıyla çok sıkı ilişkiler içerisindedir. Özellikle İbnülemin Mahmud Kemâl İnal (ö.1957) başta olmak üzere, Tâhirü’l- Mevlevî (ö.1951), Suûdü’l-Mevlevi (ö. 1948), Üsküdar Mevlevîhânesi postnişîni Ahmed Remzi Dede (Akyürek) (ö.1944), Mehmet Ali Aynî (ö. 1945), Tâhir Ağa Tekkesi şeyhi Ali Behcet Efendi (ö.1354/1935) ve Halil Nihat Boztepe (ö.1949) Vassâf’ın sıkı münâsebette olduğu zevât arasında sayılabilir. Vassâf bu isimlerden İbnülemin Mahmud Kemâl ve Ahmed Remzi Dede üzerine müstakil birer biyografik çalışma da te’lif etmiştir. Kemâlü’l-Kemâlde görüleceği gibi, Vassâf, henüz çocukluk dönemi sayılabilecek bir dönemde İbnülemin’le dost olmuş ve ömrü boyunca düzenli olarak görüşmeye devam etmişlerdir. Vassâf İbnülemin’e, bir Nakşbendî-Hâlidî mutasavvıf olarak Sefine’de de yer vermiştir.”Kemâlü’l-Kemâl” adlı eseri de bu vesileyle ortaya çıkmıştır.

Bu eserde Vassâf, İbnülemin’i sanki bir otobiyografi yazıyormuşçasına tüm ayrıntılarıyla, en küçük bir detayı dahi gözden kaçırmadan anlatmıştır. Dolayısıyla bu eser, Vassâf’ın kendi hayâtına dair de aslında elimizdeki en geniş kapsamlı eserdir denebilir. Bu eserden ve Vassâf’ın hayâtından ve diğer eserlerinden de görüleceği gibi, çok önemli değişim ve dönüşümlerin meydana geldiği bir zamanda yaşamış olmasına rağmen, aynı İbnülemin gibi Vassâf da günlük siyâsî cereyanların içinde boğulmamaya özen göstermiş, hiçbir rüzgâra kapılmamış, kendi gündemini kendi oluşturmuştur”. (Vâkıât- Keşif Günlüğü. s. 31-32)

Hüseyin Vassâf’ın, 1309/1893’te Sekbanbaşı Câmii imamı Hafız Muhammed Emin Efendi’nin kızı Fâika Hanım’la yaptığı evlilikten dört çocukları dünyâya gelmiş, bunlardan Ahmed Cevdet ismindeki ikinci çocukları henüz bir buçuk yaşında iken vefât etmiştir. Diğer çocuklarından Osman Tal’at Bey Avrupa’da tahsil görmüş ve elektrik mühendisi olmuştur. Diğer çocuklarının isimleri Mehmet Suat (Erler) (ö.1984) ve Ayşe Mualla’dır. Vassâf’ın torunlarından olan İstanbul’da yaşayan Sühâ Erler, Mehmet Suat Bey’in oğlu, Ergün Sander ise Ayşe Muallâ Hanım’ın oğludur. Hüseyin Vassâf, 1929’da Arnavutköy’deki evinde vefât etmiştir. Naaşı, vasiyeti üzerine, Rumelihisarı Kabristanı’na defnedilmiştir. Vassâf için, Tâhirü’l-Mevlevî:

“Çıktı semâ-yı sábia gülbank-i makdemi

Vardı Cenâb-ı Hazret’e Vassâf-ı Evliya”     

beytiyle bitirdiği bir vefât manzûmesi yazmıştır.

(Vâkıât- Keşif Günlüğü. s.33-34)

H.Vassâf ahfadından olan Boğaziçi Üniversitesi Batı Musikisi Hocası Evin İlyasoğlu zarif uslübü ile asaletini ihsas ettirmekte ise de, dedesi ile münasebetini daha açık ifade edebilmesi ümid ve temenni olunur.

Şitaban olmak tabirini Vassâf çok sık kullanır. Bir yere, bir zata aşkla şevkle koşarcasına gitmek manasına gelen bu mefhum tam Vassâf’ı tarif eder. Şimdi Vassâf’ın âşıkane şiirlerinden bir demet sunalım.

Kemter-i dergâhınam geldim sana

Feyz ü isti’dâdı ihsân et bana

 

Nefs-i zâlimden benim hâlim harâb

Pençesinden olmuş olsaydım rehâ

 

Olmuşam dûçâr-ı ye’s bilmem neden

Kasvet-i kalb etdi tahmîl-i cefâ

 

Nûr-ı aynım sendedir lutf u kerem

Abd-i ahkar muntazırdır dâimâ

 

Âşık u kemter Hüseyn-i pür-kusûr

Boynunu bükmüş safâ ister safâ

***

Açıver çeşm-i dili yâ Fettâh

Veriver feyz-i dili yâ Fettâh

 

Kerem ü lutfuna olmaz pâyân

Göreyim nûr-ı dili yâ Fettâh

 

Mazhar-ı bast ediver dünyâda

Giderip kabz-ı dili yâ Fettâh

 

Kapanık kalmayayım gafletle

Bulayım keşf-i dili yâ Fettâh

 

Nâr-ı aşkınla yanan Vassâf’a

Kerem et rûh-ı dili yâ Fettâh

 

çeşmi dil: gönül gözü. pâyân: sınır. bast: ferahlık hâli. kabz: sıkılma hâli. keşfi dil: gönülden keşif. ruhu dil: gönül dili, ruhani dil.

***

Düşünüp fikrini etme teşviş

Vakt-i merhûnunu bekler her iş

 

Çok telâş etme sakın her işte

Kıl teennî ola gör dûr-endîş

 

İ’timâd eyleme dünyâya sakın

Rûz-ı ukbâyı hemân kıl der-pîş

 

Kimsenin gönlünü yıkma zinhâr

Pek fenâ kimseye derler dil-rîş

 

Abd-i mahz olmağa sa’y et Vassâf

Mütevekkil olagör ey dervîş

teşviş:karışıklık. vakti merhun: rehinli, bağlı olduğu vakit. teenni:sakin düşünerek iş yapma. dûr-endiş: ileri görüşlü, tedbirli. ruz-u ukba:ahiret günleri. derpiş: ön görmek. dilriş:gönlü yaralı. abdi mahz: saf, hâlis kul.

 

***

Fenn ü san’at yoluna gir de hemân durma çalış

Olma dûçâr-ı atâlet emel et durma çalış

 

Çalışıp kedd-i yemîninle kazan ey nûrûm

Cümle san’atlara hâhiş-ger olup durma çalış

 

Devrimiz hasr-ı mesâî-i sanâyi devridir

Yoksa yok Hakk-ı hayât bizlere sen durma çalış

 

Hak Teâlâ bize sa’y eylemeği emr ediyor

Emre tevfik-i hayât eyleyerek durma çalış

 

Kimseye eyleme tahmîl-i ma’îşet zinhâr

Aklını başına al dikkat eyle durma çalış

 

Avrupa âlem-i fende ne keşifler yapıyor

Sen de tahsîl-i fünûn eyleyerek durma çalış

 

Hizmet-i devlete meyl eyleme olma makhûr

San’at-ı nâzikeden hisse alıp durma çalış

 

Yazı yazmak ile hâzır yiyici olma sakın

Ol demirci makinist doğramacı durma çalış

 

İnce san’atlara rağbet eyle öğren işle

İhtira’ eyle zarîf işleri hiç durma çalış

 

Her vakit çok çalışıp kesb-i kemâl eyleye dur

Zahir ü bâtını ma’mûr ederek durma çalış

 

Kalb-i Vassâf’a bu ihtâr-ı hayır-hâhâne

Ân-be-ân gelmede evlâd-ı vatan durma çalış

 

İsmi şerifi geçen azizana ve Hz. Nâzım-ı muhterem Hüseyin Vassaf’a rahmet ve mağfiret niyazıyla himmetlerini ümid ve temenni eyleriz.

 

 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir