Okulların öteden beri var oluş amacı ortalama bir toplum oluşturmak ve insanlarını kontrol altında tutmaktır. Bunları okuma yazma öğreterek, hayatını idame ettirecek kadar aritmetik bilgisi vererek, toplum içerisinde kültüre uygun düşünme biçimi aşılayarak, adabı muaşereti öğreterek, biraz da temel yaşam ihtiyaçlarını karşılayacak düzeyde becerilerle onları donatarak yapar. İster Batının modern okul projesine isterse Nizamülmülk’ün medrese sistemini kurmasına bakalım, amaçlar değişmez.
Okulların var oluş amacı ortalama bir insan yetiştirmek ama ülkeleri geliştiren, ortalama insanlar değildir. Ülkeler, inanmış insanlarla gelişirler, büyürler ve yayılırlar. Bizim büyük yanılgılarımızdan olan ve hep maddi, teknik veya teknolojik olarak anladığımız gelişmeler, aslında bu inanmış insanların fikir ortamlarının tabii neticeleridir. Batı için buna sömürgeciliği de eklemek gerekir. Kısaca ne Osmanlı medreselerle gelişti ne de Selçuklu; ne Avrupa okullarla ilerledi ne de Amerika, Japonya ve Çin.
Buna rağmen büyük bir aldanışla son asırda batının tesirindeki ülkeler, üniversitelerle gelişeceklerini zannettiler. Bu nedenle üniversite açma yarışına giriştiler. Ve bu üniversiteden mezun olanların sorunlarımızı çözeceklerini söylediler. Onlara inanmamızı, onların bizim için birer rehber olduğunu belirttiler. Bilimi put, bilimcileri gerçek kurtarıcı olarak lansettiler. Ne var ki hem bizim ülkemizdeki hem de diğer ülkedeki üniversiteler batının birer kopyaları oldu. Zira oralar örnek alınarak kuruldular. Bunlar en fazla Batının semirmesine yarar sağladı ve halen de sağlıyor.
Evet, ne uzak tarihte ne yakın tarihte ne de günümüzde Batıda ve bizde gelişmeler ve yenileşmeler okullar eliyle olmadı. Bunların hepsi kültürel düşünen adamlar eliyle gerçekleşti. Meselelerimizi kültürel düşünen adamlar çözdü ve aynı zamanda bize bu adamlar âti çizdi. Bu adamlar davası, ideali, öfkesi ve savaşı olan adamlardır. Evet, ülkemizin bir inanmış insan sorunu kadar öfkeli insan eksikliği de var. Öfkemizi elimizden alan okullardan, bizi vasatlığa mahkûm eden üniversitelerden, bizi bizden uzaklaştıran aydınlardan, Avrupalıları sevdiren öğretmenlerden kurtulmadıkça gerçek bir gelişmeden bahsedemeyiz.
O halde sorumuzu dosdoğru soracağız ve tercihimizi salimen yapacağız. Mesela Ankara’yı ya da İstanbul’u mevcut keşmekeş haliyle mi şehir kabul edeceğiz yoksa Paris örnek alınarak oluşturulacak ızgara motifli bir kentleşmeyle mi gelişmiş şehir sayacağız? Kibrit kutusu gibi apartmanlarla mı şehrimizi doldurmaya devam mı edeceğiz yoksa sıradan bir Batı şehrinin o geniş bahçeli tek katlı evlerini mi örnek alacağız? Okullarımızın binası şu anki gibi un fabrikası haliyle mi durmalı yoksa onları çok fonksiyonlu İngiliz okulları gibi mi inşa edelim? Öğretmenlerimiz ezberletsin mi yoksa öğrenmeyi mi öğretsin? Bu soruların cevaplarını nasıl vereceğiz? İhmal edilmiş zihnimiz bu sayılanlar arasında ikincileri tercih edecektir. Peki, gönlümüze ikinciden yana olmanın birinciden yana olmaktan daha facia olduğunu kim anlatacak? Bunu bize anlatacak olan zihinleri bulanmamış, masivanın etkisine girmemiş, düşünme biçimi iğfal edilmemiş Kur’an’ın ifadesiyle salih kimselerdir. Salih kimselerin ise ne okulu ne de titri vardır.
Uzun süreden beri madde ve türevleri gözümüze sokuluyor. Bir tıkla dünyanın öbür ucuyla iletişim kurmaya sevinmemizi, dahası kendilerine tapınmamızı istiyorlar. Sermayenin vıttırı vızzık adamları (elon musk gibi) bizim yapay zekâya bel bağlamamızı istiyorlar son günlerde. Gerçeği kapatıp, ellerindeki fenerle gösterdiklerinin dışında bir şey görmemizi istemeyenler, esas meselenin bir hak-batıl meselesi olduğunu unutmamızı istiyorlar. Oysa “Bende sığar iki cihân ben bu cihâna sığmazam” diyerek yaşamayı şiar edinmiş inanmış adamların öfkesi parıldayacak elbet bir gün bu cihan üstünde. İşte o zaman Gazze gibi biz de kurtulmuş olacağız.
Dinleyebilirsiniz:
https://www.youtube.com/watch?v=iBd1r5VOK2c&list=RD5be6M5lDLXk&index=45

Tarıma, ticarete, hayvancılığa, sanata, ziraate müstaid/kabiliyeti olan gençlerimiz bu hizmetlere en elverişli zamanını, hatta aile bile kurabilecek dönemi okullarda geçiriyorlar.
Çok güzel emeğinize sağlık hocam