B. caddesi, K. sokak onyedi numaralı Derya apartmanının kapıcısı İsmet kalp krizinden öldü. Karısı Esma ile kızı Emine perişan oldular. Cenazesini köye götürüp defnettiler, üç gün kaldılar, hatmi, mevlidi bitti, döndüler. Apartman yönetimi İsmet’in karısı Esma’nın kapıcılığı sürdürmesine karar verdiler. Derya apartmanının karşısında aynı sokakta bulunan Yıldız apartmanının Si…’lı kapıcısı Ahmet, karısını da alarak taziye ziyaretine geldi. Bi tepsi lahmacun yaptırmıştı. Esma, “gızım al şunu” diye uzattı, Ahmet’e, “niye zahmet ettiniz!” dedi. Ahmet’in içi gıcıklandı. Taziye evinde kadından etkilendiği için kendi kendine kızdı. Şeytan dürtmüştü bir defa. Ahmet, ellisini devirmiş, tazeliğini tümüyle yitirmiş karısından usanmıştı. Sokaktaki kapıcı arkadaşlarıyla buluştuklarındaki erkek muhabbetinde de bunu zaman zaman söylerdi : “Hanımı mı öpüyom, golumu mu öpüyom anlamıyom” diyordu. Karısıyla gerçekten öpüşüyor muydu, emin değiliz. Ama farklı bir beden aradığı kesindi. Ölünün geride bıraktığı kaos dinmeğe başladıktan sonra Ahmet, Esma’yı nasıl baştan çıkarabileceğine ilişkin araştırmalara başladı. Aklına, henüz onbeş yaşındaki kızı Emine geldi. Esma, kocasının ani terkinin içinde oluşturduğu oyuğu, kızıyla doldurmağa çalışıyordu. Kız ne derse yapıyor, hiçbir şekilde hayır demiyor, onu incitmemek için özel bir çaba harcıyordu. Bunu fark eden Ahmet, Esma’ya yürümenin en işlevsel yolunun Emine olduğunu düşündü ve bir akşam, düzayak balkonda otururken, karşı apartmanın yine düzayak balkonundaki Emine’ye seslendi :
“Emiñee!”
Emine, tiz, cırtlak sesiyle,
“Efendim Amed âbii!” dedi.
“Dondurma yeñ mi?”
“Yerim Amed âbii!”
Ahmet, ‘ana’yı özellikle vurgulayarak seslendi :
“Anañadadede!”
“Tamam Âmed âbi.”
Ahmet, giyindi, saçını taradı, karısının terleyince sıktığı berbat parfümü üzerine boca etti, çıktı. Birlikte köşedeki Roma Dordurmacısı’na gittiler. Üçer toplu külah dondurma aldılar. Parktaki banka oturdular. Kendi dondurmasını yalanken, arada delici bakışlarla kadına baktı..
Birkaç gün sonra, yine Temmuz ortasının hafif nemli ılık bir akşamında, balkondan Emine’ye seslendi :
“Emiñee!”
“Efendim Amed âbii!”
“Yarın sinemaya getmek isteñ mi”
“İsterim Amed âbii!”
“Anañadadede”
Ertesi günü zor etti. Bu kez berber Çetin’e gitti. Saçını özenle kestirdi, sinekkaydı sakal traşını yaptırdı, kulak ve burun kıllarını yaktırdı. Bu kez yazlık takımını giydi. Arada Emine iki yanda Esma’yla Ahmet, Amerikan Güzeli’ni seyrettiler. Ahmet sık sık geriye kaykılarak Esma’ya bakıyordu.
Bir sonraki akşam yine balkondaydılar, Ahmet Emine’ye seslendi :
“Emiñee!”
“Efendim Amed âbii!”
“Yarın kebap yemek isteñ mi?”
“İsterim Âmed âbi.”
“Anañadadede”
Bu hal bu melalde Ahmet, Emine dolayımından Esma’ya yürümeyi sürdürdü, elinden geleni yaptı, bir ilişkinin oluşması için hayli çaba gösterdi.
Sonuç ne oldu, bunu anlatan da ben de bilmiyoruz.
