Kerim İle Ayşe
Boyabat, Gökçe Ağaçsakızı köyünde doğdu Kerim. Köyünden Ayşe’ye âşık oldu. Ailesi evlenmesi için kızı istemeye gitti. Kıt akıllı diye kovdular, kızı vermediler. Ayşe’yi, Ayancık Çangal’dan bir delikanlıyla evlendirdiler. Kerim aklını yitirdi. Sakız Ayancık yol ayrımında bir yerde beklemeye başladı. Sabah erken gidiyor, geç vakte kadar orada Ayşe’yi bekliyordu. Yazın sıcakta, kışın yağmurda, karda bekliyordu. Kırkaltı yıl bekledi Ayşe’yi. Ayşe gelmedi. Yoldan geçenler, tır ve kamyon şoförleri durup Kerim’e yiyecek, içecek veriyor, halini hatırını soruyordu. Kardeşlik diyordu onlara. “Artık bekleme, gelmeyecek” diyorlardı. Kerim onları dinlemiyor, kendi kendine, “gelecek, gelecek!” diyordu. Kırkaltı yılın sonunda beklediği yerde bir kamyon şoförü Kerim’in ölüsünü buldu. Ağaçsakızı’nın Gökçebel’inde tepeye gömdüler. Başına bir tahta dikip, “aşk şehidi Kerim” yazdılar. Ayşe’ye gelince. Kerim’in ölümünden hiç haberi olmadı. Çangal’da, evliliğinden beş çocuğu, sekiz torunu dünyaya geldi. İnek sağdı, ahır temizledi, yonca biçti, ekmek yaptı, çamaşır yıkadı. Öküz tepince bir gözü kör oldu.
“Gurd İse Guzu Olsun”
A.’ya, pazara gittim bugün. Keçi tulumu alırken, yayladan âşînâ olduğum yaşlı yörük kadını gördüm. Selam verdim. Aldı. Domatesi tartıp uzattı pazarcı. Alıp parasını verdi, bana döndü, “sen Baltalı’dansın değil mi?” diye sordu.
“Evet.”
“Naptın gızı evlendirdin mi?”
“Nişanlandı, önümüzdeki ay evleniyor.”
“Hadi hayırlısı, Gurd ise guzu olsun.”
“Teşekkür ederim.”
“Sen Şahab’ın oğluydun değil mi?”
“Yok, ben Bayram’ın oğluyum.”
“Bayram kim? Ben onu tanımıyom”
“Bayram benim babam.”
“Ben seni Şahab’ın oğlu sanıyordum.”
“Şahab’ın oğlu var mı ki?”
“Yok mu?”
“Üç kızı var biliyorum.”
Döndü, “hadi uğurlar olsun” deyip uzaklaştı.
Kurban
Mısır’da Câmiü’l-Ezher’de üç yıl öğrenim gördüğü için Mısrî de denilen Malatya’lı şair Mehmed Niyâzî’nin, Kerbelâ şehitleri için yazdığı şiirinde;… Hasan hazretlerine zehr içirdi eşkıya, / Hem Hüseyn oldu susuzluktan şehîd-i Kerbelâ / İkisidir, asl-ı nesl-i cümle âl-i Mustafa / Ben onun âline evlâdına kurban olayım / Ben onun evlâd-ı ensâbına kurban olayım…; dediğini öğrenen edebiyat öğretmeni Sevim, derste şiiri çocuklara okurken, “ben de olayım, ben de olayım” dedi. Bir öğrencisi, “biz de olalım biz de olalım öğretmenim” diye bağırdı. Sevim, “Allah Allah, sesli mi söyledim ben?” diye söylendi.
Not: Bu öyküler, yazarın yakında çıkacak olan YAPRAĞI GÜZEL adlı dosyasında yer almaktadır.
