Geçenlerde bir tweete denk geldim, şöyle yazıyordu: “Modernlik bilginin peşinden giderken (epistemoloji) âlemin, hayatın ve insanın temel yapısını (ontoloji) unuttu. Birçok bilgi biriktirdi, onları teknolojiye döktü, hayatı öylesine karmaşıklaştırdı ki, bilgeliği imkânsız hale getirdi.” (Prof. Dr. Erol Göka, 16 Aralık 2019 tarihli tweet)
Bu cümlelerdeki “modernlik” kelimesinden ben “modenizm” kavramının kast edildiğini tahmin ediyorum. Modernlik bir sonuçtur, modernizm ise bu sonucun arkasındaki düşünce/felsefedir, ki cümle bir felsefeye vurgu yapmayı arzuluyor.
Tweete göre modernlik bilgeliği imkânsız hale getirmiş oluyor. Yaşadığımız çağa bakınca bu hükmün abartılı olduğunu söylemek zor.
“Bilgeliğin imkânsız hale getirildiği” hükmünü içeren bu ifade karşısında irkilmemek mümkün değil. Ben şahsen “bilgeliğe” inanmış bir insanım. Sanırım benim kuşağımdan birçok insan da böyledir; bilgelik olmadan hayatın dingin, dinamik ve sıhhatli kalamayacağını, ontolojik durumun dar bir alana sıkışıp kalacağını düşünür, inanırız. Bilgelik imkânsız hale gelmişse eğer, birçok açıdan insanı tehdit eden katı tehlikelerle karşı karşıyayız demektir. Korkunç bir durumdur bu. Ontolojiyi iflasa bile götürebilir.
TDK’nın sözlüğü bilgeliği şöyle tanımlamış: “1. Bilge olma durumu ve niteliği. 2. Bilgi, hikmet. 3. İlk çağ felsefesinde kendini tanımanın felsefesi, vukuf.” Bilge de şöyle tanımlanmış: “Bilgili, iyi ahlaklı, olgun ve örnek (kimse), hakîm. (TDK Sözlüğü,10. Baskı, 2002).
Kısaca bilge; bilgili, ahlaklı, olgun ve örnek kişi. Bir başka anlamıyla da “hikmet” sahibi.
“Bilgelik” imkânsız hale gelirse, “bilge”nin varlığı da muhal hale gelir. Bilgeliğin ortadan kalkışının ilk sonucu, sanırım, insanın kendi zirvesini yoklama imkânından mahrum kalışı olacaktır. Bu mahrumiyet ise insanoğlunu tehlikenin, korkunun, ümitsizlik uçurumunun sınırına bırakacak bir mahrumiyettir.
İnsan, bilerek veya farkında olmadan kendi zirvesini bulma gayesiyle hareket eder. O kendi en yükseğine yani insanı insan kılan değerler manzumesinin en muhteşem sınırına yaklaşmak arzusundadır. Çünkü insanı ruhuna rapteden umut ve neşe buradan doğar. Yoksa insan, bir salyangoz kadar bile kendilik bilincine erişemez.
Her insanda bilgelikten pay bulunsa da gerçek anlamıyla bilge pek nadir bulunan bir insan tipidir. Zirvenin yolu ancak bu nadir kişilerde kâmilen tamamlanır ve yolculuğa çıkmaya heveslendirecek bir nizama kavuşur.
Genel kanıya göre Modernizm, önceki yüzyılın sonları ile geçen yüzyılın ortalarına kadar geçen bilginin kutsallaştırıldığı dönemi ifade eder. Max Weber’in modernizme ilişkin hükmü çok yakıcı ve bence çok açıcı ve açıklayıcı. Weber’e göre Modernizm doğu toplumlarının sorunudur ve bu toplumların yapması gereken Batılı olabilmeyi başarmaktır. (Max Weber, Protestan Ahlakı ve Kapitalizmin Ruhu, çev., Gökhan. Rızaoğlu, İstanbul, Roman Yayınları, 2013),
Modernizm bilgiyi öyle bir noktaya taşıdı ki varlığın yegâne efendisi addedildi. İnsan tanrılaştırıldı ve bilgi bütün kutsal metinleri hiçleştiren yeni bir kutsal metin olarak geleceğin insanının önüne kondu. Din ve metafizik aşağılandı.
Modernizmin diğer adı Batı Medeniyetidir.
Benim kanaatim odur ki bilinen hiçbir medeniyet Batı medeniyeti kadar ve onun gibi evrensel olamadı. Evrensel olmaktan, yaşayan herkese ulaşmak, herkeste az-çok bir karşılık bulmak durumu anlaşılacaksa eğer, tarihin gördüğü tek evrensel medeniyet Batı Medeniyetidir. Kulağına fısıldamadığı, zevkine biçim vermediği, arzularını cevaplamadığı neredeyse tek bir insan kalmadı. Herkesin yönü Batıya çevrildi ve çehreler öylece dondu kaldı. İnsan donduruldu. Başını başka yöne çevirmesi imkânsız hale getirildi.
Batı medeniyeti, kendi kabullerini bütün insanlığa yaymak için akla gelmedik yöntemler ve kurnazlıklar uyguladı ve bunda önemli oranda başarılı da oldu. Ne var ki insanlığı özgürleştirmek için değil köleleştirmek için yaptı bunu. Gerçek anlamda köleleştirme muhataba düşünceyi kabul ettirmek gücü ve başarısıdır. Bir taraftan tanrılaştırdığı insanı diğer taraftan köleleştirdi. Batının evrenselleşmesi bir tür köleleştirmedir ve bunu bilginin dokunulmazlığı ve gücü sayesinde elde etti. İşin özeti “bilgi” “bilge”yi siteden kovdu. Siteden kovuldu bilge. İnsanın bilge ile buluşması artık çok güç. Çünkü hem insanın bakışı Batı yönünde donduruldu hem de bilge siteden çıkarıldı. Modernizmin en büyük başarısı, bence, bilginin kutsallaştırılmasından çok bilgenin siteden kovulmasıdır. Modernizm bu iki eylemi birden gerçekleştirdi.
İnsanın kendi zirvesine ulaşabilmesi için Batının evrensel edasının kırılması gerekiyor. Evrensellik tutamağı, Batıyı, görece olarak tek seçenek gösteriyor ve büyük aldanış böyle gerçekleşiyor. Batı sesinin ulaştığı hiçbir yerde bilgenin sesi kolay kolay duyulmayacaktır.
Bilgelik, sanırım, hikmettir. Hikmetten murat ise hakikattir. Hakikat, ilahî ışığın varlıkta parlayışıdır. İlahi ışık bilgede müşahhaslaşır. Bilge, edası, yaratıcının edasına en yakın olan varlıktır. Bu nedenle bilgenin sesi yumuşak, keskin, derin, onarıcı ve teskin edici olur. Bazen de tekdir edici olur. Kanaatimce bilge, kendi mutlak örneğini peygamberde bulur. Bu noktadan bakınca diyebiliriz ki insanın zirvesi peygamberdir.
Bilge sitenin dışına çıkarılmıştır, evet, ama insanın kaderi onunla temas halindedir. Gerçek anlamda bilgeliğin imkânsızlığından bahsedemeyiz. Bilgeliğin imkânsızlığı insanın kalbinin taşlaşması demektir. Bu, kıyamettir. Bilge, Musa gibi bir gün dönüp gelecektir. Bize rağmen, Amerika’ya rağmen, Batıya rağmen. 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir