Bugün bayram. Camiden mezarlığa gittik. Eve döndük.
Bayramlaştık.
Yemeğe birlikte oturduk.
Televizyonda, Barış Manço’nun arşiv görüntüsü, “Bugün Bayram”ı söylüyor.
Herkes nasıl sevinçli. Aynı anda konuşuyorlar, kimse kimseyi anlamıyor.
“Peyniri uzatır mısın?”
“Hayır hayır kaşarı.”
“Eski kaşarı mı?”
“Yav şu kaşarı işte!”
“Tazesi de var da…”
“Eski olsun.”
“Bu zeytini kim aldı?”
“Babam.”
“Şaşırmadım!”
“Niye?”
“Kızım şunun son kullanma tarihine baksana…”
“Aman anne, şimdi kalkamam.”
“Kızım tarihi geçmişse yemeyin.”
“Ya et salam almayın dedim size!”
“Etsiz salam mı var?”
“Hindi füme seviyorum ben.”
Sofrada yok yok.
Tabaklar bir uçtan bir uca geziyor, çaylar dolduruluyor, kızarmış ekmek servis ediliyor…
Barış Manço, “Bu gün bay ram!” diye üzerine basa basa bağırıyor.
Bir anda sesler kesiliyor, görüntü flulaşıyor, yardım gönüllüsü olarak Sudan’a giden Selim Hocanın son elektronik postasında yazdıkları aklıma geliyor.
Çayı alıp kenara çekiliyorum.
Telefonda iletiyi açıyorum :
“Üstad merhaba. İnşallah iyisindir.
Bana gelince… Bugün bayram. İki gündür bir damla suyumuz yok. En son dört gün önce banyo yapmıştım. Artık “banyo yapmıştım” diyorum alışkanlıkla yaşadığım şeye ıslanmak mı desem bilemiyorum. Yarım kova suyum vardı. Yarısıyla sabunlandım. Bu arada bir leğenin içinde yıkanıyorum. Leğenden çıkarken azıcık suyla ayaklarımı yıkadım. Leğendeki yıkanma suyunu hiç dökmeden büyük bir cambazlıkla klozete dökmeliyim ki klozet temizlenmiş gibi olsun. Klozet dedim de evet taharet musluğu olmayan klozet var var olmasına da olsa ne ifade ederki. Lojmandaki tuvaletimde klozetin su tankı da var ama boş. Sonrasında yarım kova suyumdan kalan su ile iki parça çamaşırımı da yıkamış gibi yapıyorum. Suyunu da doğal olarak yine klozete döküyorum. Bu temizlik iki gün boyunca bana yetmeli. Burada suyun söz konusu olduğu her alanda mış gibi yapmayı öğrenmem gerektiğini anladım.
Bugün bayram.
Çünkü iki gün sonra su tankeri geldi. Şermarkeye soruyorum. (Şermarke kurumumuzun lise idarecisi. Benim gözüm kulağım. Samsun İlahiyatı bitirmiş. Sayesinde dil sorunu fazla yaşamıyorum. Tabi ki o olduğu sürece. Olmadığında da yarı tarzanca yarı İngilizce…) “Neden bitmeden su siparişi vermiyoruz. Suyumuz bitince hemen gelse biz de susuz kalmasak. Diyor ki, “bu çok zor hocam. Su alabildiğimize şükrediyoruz. Su satılan kuyudan su almak için bekleyen kuyruk hiç bitmiyor.” Anlıyorum ki bu gecikmeler hiç bitmeyecek Su ile imtihana alışmalısın diyorum kendi kendime.
Biliyor musun Türkiye’deyken bilumum koku türevleri, parfümler, deodorantlar, rolonlar vb sürekli ve ihtiyaç olarak kullanmam gereken zorunlu ihtiyaç malzemelerinin başında gelirdi. Buraya gelirken de bir kaç tane getirdim Ama artık hiç birini kullanmıyorum. Kötü kokmayı kanıksadım mı yoksa artık koktuğumu fark mı etmiyorum anlamadım.
Dedim ya bugün bayram.
Hemen kirli tabak çanağımı yıkamalıyım. Bir kaç pet şişemi acil ihtiyaçlar için doldurmalıyım. Bulaşık suyumu, elimi yüzümü yıkadığım suyun aktığı kovada biriken kirli suyu klozete dökmeliyim. Cam olmadığı için dışardan farksız olan her dakika silmem gereken çalışma masamı azıcık ıslattığım kağıt mendillerle siliyormuş gibi temizlemeliyim. Bir damla su bile ziyan etmemeliyim.
Bugün bayram.
Su tankerinin gelmesi çocukları öyle çok mutlu ediyor ki çılgınlar gibi zıplıyor, seviniyorlar. Tanker önce girişteki yeşil alan düzenlemesine can suyunu veriyor. İşte paylaştığım çekimi o esnada yaptım. Çocuklar çitlere çıkmış tankerin büyük hortumundan fidanlara, çiçeklere akan suyu keyifle izliyorlar.
Bayram coşkusu içindeler. Ben de. Belki yanlış anlamaya sebep olabilir düşüncesiyle son paylaşımı yapıyorum. Evet gerçekten bu gün hepimiz için bayram. Suyumuz akacak çeşmelerden. Depo tamamen dolu ve bütün çocuklar mescitte. Ben de abdest alıp gideceğim. Suyun bu şekilde akması da mis gibi çünkü normalde sadece damlıyor. Zemine yakın bir çeşme var içime sinmese de en azından su olduğu müddetçe orayı kullanıyorum. İçime sinmemekten kastım çok fazla temizlik olamıyor. Neyse çeşmemizden su akıyor. İnşallah kutumuz açılır da tüm şehir çeşmeden akan suyu kullanır.
Bugün bayram. Su bayramı.”
“Çayını tazeleyim mi?”
“Lütfen.”
